16 Şubat’ta Samsung Avcılar’daki servise bıraktığımız Omnia i8000 model cep telefonumuz uzun bir aradan sonra bugün elimize ulaştı. Servisin önünden otobüsle geçerken “hep telefonla soruyorum, bir kere de inip yüzlerine karşı sorayım, fırça atar rahatlarım” diye düşünerek otobüsten indim ve Metrobüs’e kadar yürüme pahasına servise gittim.
Meğer telefon geçen cuma gelmiş, “niye haber vermediniz” diyebilirdim ama telefonun gelmesine, hem de talep ettiğim gibi kapalı kutu gelmesine sevindiğim için apar topar formları imzalayıp telefonu alıp oradan uzaklaştım.
Aslında uzun süre önce “eğer servis, yeni telefonu talep ettiğim gibi kapalı kutu verirse onu satıp iphone alacağım” diye karar vermiştim. Fakat 800×480 pırıl pırıl ekranı, GPS’i, 5 MP kamerası, 16 GB hafızası (bozulan telefon 2gb idi), SD Kart desteği derken tereddüt etmeye başladım. Iphone almak da istiyordum, 7-8 ay önce eşime iPhone alirken kendim Omnia i900 almıştım (şuan bahsettiğim telefonun ilk versiyonu, bir ay kadar önce nasılsa yenisi servisten hemen gelir diye onu satmıştım) ve yetenekleri yüksek olmasına rağmen fiziksel özelliklerinin çok kötü oluşu beni hayli üzmüştü ve keşke 200 TL daha verseydim de ben de iPhone alsaydım demiştim..
Hasılı, içinde Windows 6.5 olmasına -hatta Windows 7 sürümü çıkmayacak olmasına- rağmen ben en iyisi bu telefonu kullanayım dedim. Sırf donanıma yazık olmasın diye
Aslında gerek ofisteki pc’mi gerek evdeki Asus Notebook’umu binbir türlü zahmetle Macos’a çevirmekle tüm Windows bağlantılarımdan kurtulmuş mutlu bir insandım ama bu Omnia2 yüzünden bir şekilde bağlandık gene..
Iphone’dan bu kadar çabuk vazgeçmezdim aslında ama, şöyle bir düşündüm: Şimdi iphone 3GS bile alsam -ki zannetmiyordum alabileceğimi- fiziksel özellikleri, ekran çözünürlüğü, kamerası vs çok eski kalacak. Bir kaç ay sonra iPhone 4 çıkınca biz apple madurları olarak kalakalacağız. Ben şimdi eski omnia’dan kurtulmuş ve telefonumu güncellemiş oldum bu vesile ile, iPhone 4 çıkınca ve biz de bir küp altın daha bulunca bu kez de eşimin telefonunu satar inşallah ona yeni bir telefon alırız diye düşündüm
Mevzuya ‘filan tarihten beri serviste olan telefonum…’ diye daldım ama, bir kaç cümle ile işin servise nasıl vardığını da anlatayım, ibret olsun..
Efendim, aslında bu telefon çok muhterem bir ağabeyimizin kişisel telefonu olarak Ekim 2009′da Teknosa’dan satın alındı. Telefonun yazılımından kaynaklanan bir problem yüzünden -zil sesi ne modda ayarlanırsa ayarlansın, hep azalandan artana doğru yükseliyordu ve normal zil sesi ancak 4. ya da 5. çalışta duyulabiliyordu- çok yoğun mesaisi olan bu ağabeyimiz telefonu istediği gibi kullanamıyordu. Arayanlar 4-5 kere çaldırıp ‘kimse açmıyor’ diye kapatıyordu. Halbuki ses daha ancak duyulmaya başlıyordu.. İşte bu problem yüzünden 2 kere Telpa’nın Levent servisine 2 kere de Samsung’un Avcılar servisine bu telefonu götürdük. Her defasında da ‘bu standart bir özelliktir’ deyip, telefonu sıfırlayıp geri veriyorlardı. 3. keresinde Avcılar servisi işletim sistemini de güncelledi diye hatırlıyorum, ama yine problemi çözmedi. 4. kereden sonra telefonu teslim almaya gittiğimde, yerinde test edeyim de itirazımı ona göre tekrar yapayım dedim ama, telefon pin şifresini kabul etmedi bir türlü. Yani farklı bir problem ortaya çıktı. Tarih 16 Şubat 2010. İşte o tarihte, teslim formunu da geri alıp telefonu tekrar işleme soktular. Ben de klasik her defasında söylediğim gibi ‘bu telefonun yenisi ile değiştirilmesini ya da iadesini talep ediyoruz’ dedim..
Aradan günler haftalar geçti, telefondan ses gelmedi. Yasal bekleme süresi olan 30 iş gününü de bekledim. Yine ses yok.. Bir ara değişim için Samsung’a telefonu bildirdiklerini, onay beklediklerini söylediler. Onun üzerinden de günler haftalar geçti. Ne zaman telefon açsam ‘onay bekleniyor, bu bekleme süresinin 30 gün gibi bir sınırı yok, hayır beyefendi tabi ki bir sene sürmez..’ gibi cevaplar alıyordum.
Ben de haklarımı aramak için Beşiktaş Tükoder’e (Tüketiciyi Koruma Derneği) danıştım. Onlardan aldığım bilgiyle Beylikdüzü Kaymakamlığı Tüketici Hakem Heyeti’ne gittim. Verdikleri formu eksiksiz doldurup kaybettiğim faturayı da Teknosa Ankara’dan 2 günde istetip -10 gün sürer demişlerdi 2 günde hallettiler, sağolsunlar- başvurumu yaptım. Tükoder’in tavsiyesine uyarak ısrarla ‘kapalı kutu’ istediğimi de belirttim. Genelde çıplak telefonu değiştirdiklerine şahit olduğum için kapalı kutu isteme gibi bir hakkımız olduğunu bilmiyordum bile. Varmış!
Daha önce Tükoder’e başka bir problem için gitmiş, mevzuyu tek ihbarname ile halletmiştik. Meğer bu Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurmak öyle hızlı bir metod değilmiş. 3 ay filan sürermiş kararın çıkması. He bu arada hemen belirteyim, Tüketici Hakem Heyeti’ne maruzatımı bildirirken ‘kapalı kutu’ yerine ‘para iadesi’ de talep edebiliyormuşuz fakat sadece 900 TL mi 1000 TL mi ne, bu barajın altında bir rakam söz konusu ise bu mümkünmüş. Diğer türlü iş hakem heyetini aşıp mahkemeye varıyormuş. Uzun iş yani.. O yüzden biz sadece kapalı kutu ürün değişimi istedik..
Demin de dediğim gibi işin 3 ay sürebileceğini öğrendiğimde biraz üzüldüm çünkü ben muhterem ağabeyimiz’den bu telefonu satın alacağımı, telefonun da servisten kısa sürede geleceğini planladığım için elimdeki eski Omnia i900′ü hemen satmıştım. Birden telefonsuz kalakaldım. Gerçi denk geldi. Bu sıralarda Turkcell Temmuz 2009′da Blogerlar için düzenlediği 3G tanıtım partisi sonrasında hediye ettiği aylık 4GB’lik toplam 12 aylık interneti Mart başında şak diye kesti. Hala da kesik. Ben her hafta sürekli kendilerini arayıp mahsus rahatsız ediyorum. Sinirimi de FriendFeed’de feed açmakla bastırıyorum. Denk gelmişsinizdir..
İşte bu internetsizlik, telefonsuzlukla çakıştığı için bir süre eski Nokia bilmem kaç ile idare ettik. Sadece bir saniyede açılan bu müthiş telefonu yabana atmayın. Bir kere Fatih’de elektrikler ansızın gidince bu telefonun feneri çok işe yaramıştı
Ne diyorduk.. Bu üç ay bekleme süresi hayli fazla geldiği için acaba başka ne yapılabilir diye sormak için Tükoder’e tekrar uğradım. Sağolsun şube başkanı Firdevs Hanım, ‘olmadı biz de bir fax çekelim firmaya, bazan işe yaradığı oluyor’ dediler. Ben de evraklarımı bıraktım.
Gerçekten işe yaradı
Bu fax işleminden bir kaç gün sonra işte telefon artık elimde idi. Kaymakamlığı arayıp sordum, onlar henüz dosyamı işleme koymamışlardı -burada kendime not düşeyim, en kısa zamanda kaymakamlığa faks çekip dosyayı iptal etmelerini talep etmem gerekiyor- firma kendiliğinden de telefonu değiştirme işlemini tamamlamış olabilir, bu da bir ihtimal ama o zaman %99 sadece çıplak telefonu değiştirirlerdi. Kapalı kutu’nun kendiliğinden geleceğini hiç tahmin etmiyorum
Hasılı Beşiktaş Tükoder bir kez daha sorunumu çözmüş oldu.
Lafı uzun tuttum, kusura bakmayın. Başımıza gelenleri tüm objektifliği ile anlatayım istedim, çünkü bunlar hemen her gün birimizin başına gelen şeyler. Aslında kullanmadığımız, bilmediğimiz pek çok yasal hakkımız var. Bilinçli olmak için illa başımıza bir iş gelmesini beklememek lazım.
İnşallah bu telefon ile yeniden MobilStore blogumuza geri dönmüş olduk. Artık el-mecbur, Windows platformundan da kaçamamış olduk..
Başka yazılarda -mümkünse daha kısa olanlarında tabi- görüşmek üzere efendim..